Yıldız kümesi, su molekülü, mercan resifi, Paris'in uzayda görünümü, meme kanseri hücresinde Her2/neu geni? Aşağıda, soruyu yanıtlarken size yardımcı olabileceğini düşündüğümüz bazı bilgiler bulunmaktadır:
Açık Yıldız Kümesi: Yıldızların kümelenmesi bir merkez etrafında değildir ve dağınıktır. Böyle kümelere, açık kümeler denir. Açık yıldız kümelerinde; genç yıldızlar, gaz ve toz bulunur. Bu kümelerde yaklaşık 100 ile 10000 arasında yıldız vardır. Öküz (Taurus) takım yıldızı içindeki Ülker, ve yine Öküz takım yıldızı içindeki Hyades bu gruba birer örnektir.
Düşük enerjili elektron mikroskobu veya LEEM (Low Energy Electron Microscope): Maddelerin yüzeylerini mezoskopik boyutlarda incelemeye yarayan bir elektron mikroskobu çeşididir. Elastik olarak yüzeyden geri saçılan düşük enerjili (0-500 elektronvolt) elektronların görüntülenmesi üzerine kuruludur.
Mercan resifi: Deniz suyunun yıllık ortalama sıcaklığının 20°C'den yüksek olduğu yerlerde, kıta kenarlarındaki adacıkların derin olmayan sahillerindeki kireç taşlı bitkisel ve hayvansal organizmaların yığılımıdır. Bir deniz cennetidir.
Her2/neu kaser geni: Meme kanserinde, tümörün biyolojik davranışını, tedavi ve hastalığın gidişini belirleyen çeşitli faktörler gösterilmiştir. Bunlardan biri olan HER- 2/neu geni, tümör hücresi çeperinde hücrenin daha hızlı çoğalmasının sağlayan bir yapının üretilmesini kontrol eder. Bu genin hücrede sayıca artması, tümör hücrelerinin hızlı çoğalmasına, dolayısıyla hastalığın nüks etmesine ve yaşam süresinin kısalmasına neden olur.
Bu kanser geninin etki mekanizmasının çözülmesi meme kanserinin tedavisinde bir çığır açmıştır. Trastuzumab isimli ilaç, bu genin ürettiği ve hücre çeperinde bulunan ve kanser hücrelerinin hızlı çoğalıp yayılmasına neden olan yapıları bloke ederek meme kanserinin tedavisinde önemli başarılar elde etmiştir. Transtuzumab, meme kanserinde doğrudan kanser hücrelerini yok etmeye yönelik kullanılan ilk ilaçtır.
Floresan mikroskopu ile çekilmiş yukarıdaki fotoğraf için Ege Üniversitesi TF Patoloji Anabilim Dalı'ndan Prof. Dr. Necmettin ÖZDEMİR ve Doç. Dr. Osman Zekioğlu'na çok teşekkür ederiz.